Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit Hocaefendi Hayat Dersleri e-Kitap 8. Bölüm
دُرُوسُ الْحَيَاة
Hayat
Dersleri
Sekizinci Ders · Nazar, Sihir, Helal-Haram ve İmanı Koruma
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a, salât ve selâm halkın en hayırlısı olan Efendimize olsun. Biz de her hayırlı işe olduğu gibi, hayat derslerimize besmele ile başlıyoruz.
Fihrist
İçindekiler
Sayfalar: alttaki oklar, klavyede ← → veya dokunmatik ekranda kaydırma.
Sekizinci Ders
Nazar, Sihir, Helal-Haram
ve İmanı Koruma
Nazar ve sihir karşısında Allah'a sığınmanın yolları, helal-haram ölçüsü, sünnetin dindeki yeri ve imanı tehlikeye düşüren söz ile davranışlar üzerine bir hayat dersi.
Sekizinci Ders
Nazar ve Sihirden Korunma
Çok aziz ve muhterem seyirciler! İman ve İslam konusuna devam ediyoruz. Önceki konuşmalarımızda iman ve İslam hakkında açıklamalar yapmış, bunların ne kadar değerli ve şerefli olduğunu anlatmıştım. Bu nimeti kaybetmememiz gerektiğini söylemiştim. Şimdi imanı ve İslam’ı gideren hususları anlatmaya devam ediyorum.
Sihir ve büyü vardır. Büyüden korunmak için Allah bize sığınma yolları vermiştir. Bunlar Besmele, “Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm”, İhlâs suresi ve Muavvizeteyn, yani Felak ve Nâs sureleridir. Peygamberimize yapılan sihirle ilgili rivayetlerde de bu surelerin okunduğu bildirilir. Bunları akşam yatarken ve sabahları okursak Allah’ın izniyle korunuruz. Bildiğimiz bu dualara gece gündüz devam edeceğiz.
Bir de nazar vardır. Nazar haktır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “El-aynü hakkun”; “Nazar haktır,” buyuruyor. Allah’a sığınmayı ihmal eden anne ve babanın çocuğuna nazar değer, çocuk hasta olabilir. İnsan kendisi de rahatsızlanabilir. Güzel bir ev, araba, at veya herkesin beğendiği bir mala nazar değebilir. Ev zarar görür, araba kaza yapar, çocuk veya sahibi hastalanabilir. Araplarda, “Nazar deveyi kazana, insanı mezara sokar,” diye bir söz vardır.
Sekizinci Ders
Maşallah Demek ve Nazar Duası
Müslüman, beğendiği ve çok güzel bulduğu bir şey gördüğünde, “Maşallah, sübhanallah,” der. Böylece, “Bunu Allah yaratmış, ne güzel yaratmış,” diyerek güzelliği Allah’a bağlar. Anadolu’da öteden beri, “Maşallah, bârekallah, sübhanallah,” denir. Bu, dinî temele dayanan güzel bir âdettir. Siz de güzel bir çocuk, insan, araba, bina veya başka bir nimet gördüğünüzde “Maşallah, sübhanallah,” deyin; nazarınızla ona zarar vermeyin.
Nazar ihtimaline karşı evden çıkarken, yerken, bir yere girerken ve kalabalığa karışırken besmele çekin. Allah’a sığının. Peygamberimiz bize şu sığınma duasını öğretmiştir: “Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmâti min şerri mâ halak.” Yani: “Allah’ın eksiksiz kelimelerine, yarattıklarının şerrinden sığınırım.” Bu duayı söyleyemiyorsanız besmeleyi dilinizden düşürmeyin. Çocuğunuzla kalabalık bir yere girerken “Bismillâhirrahmânirrahîm” deyin ve Allah’a sığının.
“Bunun imanla ne ilgisi var?” diye sorabilirsiniz. Allah izin vermedikçe hiçbir şey kimseye etki edemez. Tesiri nazardan, sihirden veya başka bir varlıktan bağımsız biçimde bilmek doğru değildir. Tesiri yaratan Allah’tır. Kul Allah’a sığınmayı ve onu anmayı ihmal ettiğinde zarar veren şeylerin etkisine açık hâle gelebilir. Bunun için Allah’a sığınmayı ihmal etmeyecek ve gerçek tesiri Allah’tan bileceğiz. Meselenin imanla ilgisi buradadır.
Kur’an-ı Kerim’de sihirle ilgili ayetler vardır. Muavvizeteyn’den Felak suresinde, “Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ukad”; “Düğümlere üfleyenlerin şerrinden” Allah’a sığınırım, ayeti yer alır. Sihirden korunmak için şuna buna gitmeye ve para vermeye gerek yoktur. İhlâs, Felak ve Nâs surelerini sabah, akşam, yatarken ve evden çıkarken okuyun. Allah’a sığının.
Sekizinci Ders
Haramı Helal, Helali Haram Saymak
İmanı gideren hususlardan biri de haramı helal, helali haram kabul etmektir. Allah celle celâlühû Kur’an’da haramları bildirmiştir. Ölü eti, domuz eti, içki, falcılık, puta tapmak, yalan, rüşvet, kumar ve dikili taşlara tapınmak gibi yasakları biliyoruz. Kur’an’da açık ve kesin biçimde yasaklanan şeylere haram deriz. Bunları işleyen kişi günah işler.
Allah’ın haram dediğine, “Hayır, bu haram değildir,” diyen kişi imanını tehlikeye atar. Mesela şaraba düşkün bir adamı düşünün. İçkinin haramlığı Kur’an ayetiyle sabittir. Mâide suresinde içki, kumar, dikili taşlar ve fal oklarının şeytan işi birer pislik olduğu bildirilir ve bunlardan uzak durmamız emredilir. Müslüman buna inanmak zorundadır.
Birisi, “Ben içkiden vazgeçemiyorum ama onun haram olduğunu biliyorum. Zaafım var,” derse günahkâr mümin olur. Onun cennete girip girmeyeceğine ben karar veremem; Allah bilir. Belki Allah’ın beğeneceği güzel işler yapmış ve başka iyilikleri bu günahının bağışlanmasına vesile olmuştur. Bu, Allah’ın bileceği iştir. Fakat içkinin haramlığını inkâr eden kişi, açık Kur’an hükmünü reddetmiş olur.
Günah işleyen kişi günahın haramlığını inkâr etmesin ve imanını kaybetmesin. Günahkâr mümin yine mümindir ve Allah’ın sonsuz rahmetine namzettir. Ben meseleyi işlemek açısından değil, inkâr açısından anlatıyorum.
Bir kimse Allah’ın helal kıldığı bir şeyi kendi görüşüyle dinen yasaklayıp, “Bunu yemek günahtır ve haramdır,” diyemez. Helal ve haram hükmünü koyma yetkisi Allah’a aittir. Böyle aşırılıklara gitmemek gerekir.
Sekizinci Ders
Sünnetin Dindeki Yeri
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine uymamız Kur’an’da emredilmiştir. Sünnetin dindeki yerini başka bir konuşmada ayrıca ele alacağım. Şimdi konuyu iman ve inkâr açısından anlatıyorum.
Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam bize örnek gösterilir ve ona uymamız emredilir. Onun yaptıklarına, söylediklerine ve uygun bulduğu işlere ilişkin haberlere hadis; izlediği yola ve uygulamalarına sünnet denir.
“Kur’an varken sünnete ne gerek var?” diyerek sünnetin dindeki yerini bütünüyle reddetmek imanla bağdaşmaz. Fakat sünneti kabul ettiği hâlde belirli bir rivayetin isnadı veya bize ulaşma yolu hakkında ilmî tereddüt bildirmek farklıdır. Bir kimse, “Sünneti reddetmiyorum; fakat Peygamberimizin sünnetine dair bu haberin bize ulaşmasında isnat yönünden bir problem görüyorum,” diyebilir. Bu ayrı bir meseledir.
Sünnetle veya Allah’ın emirlerinden biriyle alay etmek de küfür alametidir. Kur’an ayetlerini günlük konuşmada hafife alarak şaka ve eğlence konusu yapmak imanla oynamaktır. Lütfen bundan sakınalım.
Sekizinci Ders
Kıyamet, Cennet ve Cehenneme İman
Kıyamet kopacaktır. Bu, Kur’an ayetleriyle sabittir. Kâinat ebedî değildir. Ebedî olan Allah’tır. Allah’tan başka her şey fânidir; kâinat da fânidir ve kıyamet kopacaktır. Ne zaman kopacağını bilmiyoruz. “Kıyamet diye bir şey yoktur, bu saçmadır,” demek, Kur’an’ın haber verdiği bir hakikati reddetmek anlamına gelir.
Cennetin ve cehennemin var olduğu Kur’an’ın açık ayetleriyle bildirilir. Bunlar yokmuş gibi konuşmak veya Allah’ın kesin biçimde haber verdiği bu hakikatleri reddetmek imanla bağdaşmaz.
Günlük hayatta yaptığımız hatalardan biri de imanla ilgili konuları şaka konusu yapmaktır. İmanın şakası olmaz. Şarkılarda ve günlük konuşmalarda, “O cennete girerse ben girmem,” veya “O cennete girmezse ben de girmem,” gibi sözler söyleniyor. Cennete kimin gireceğine Allah karar verir. Hiç kimse Allah’ın hükmüne müdahale edemez. Allah yaptığından sorgulanmaz; kullar ise sorgulanırlar. Konuşmalarımızda bu tür sözlerden sakınalım.
Sekizinci Ders
Vesvese ile Bilinçli İnkâr Arasındaki Fark
İnkâr anlamı taşıyan bir fikir insanın iradesi dışında aklına veya kalbine gelebilir. Kişi bunu benimsemez, söz veya davranışla dışa vurmazsa bundan dolayı kâfir olmaz. Yine de bu düşüncelerden Allah’a sığınmak gerekir.
Kişi, inkâr anlamı taşıyan düşünceyi sözle dış dünyaya aktarır veya Kur’an’a hakaret etmek gibi bir davranışla ortaya koyarsa durum değişir. Kur’an’ın üzerine hakaret amacıyla oturmak veya Kur’an-ı Kerim’i pis bir yere atmak gibi davranışlar içteki inkâr düşüncesini dışa yansıtır. Fakat insanın istemeden kalbinden geçen kötü düşünceler tek başına küfre sebep olmaz.
İnkâr veya dinle alay anlamı taşıyan bir söz duyduğunuz zaman, “Kardeşim, sen Müslümansın; bu söz küfür anlamı taşıyor, yanlış söyledin. Buna dikkat et,” diye uyarın. Böyle bir sözü doğru bulup gülerek onaylamak da insanın imanını tehlikeye düşürür.
Kur’an’ın bir ayetini veya kesin biçimde sabit dinî bir hükmü inkâr etmek; kutsal değerlerle alay etmek; camiyi, minareyi, ezanı ve Kâbe’yi hor görmek; Kur’an’ın okunuşuyla alay etmek imanla bağdaşmaz. Allah’ın birliğini reddetmek, ona ortak veya oğul isnat etmek ve Allah’ı yaratılmışlara benzetmek de böyledir. Dine, Kur’an’a ve iman esaslarına hakaret etmekten kesinlikle sakınmak gerekir.
Sekizinci Ders
İmanı Koruyarak Yaşamak
İman büyük bir devlettir, büyük bir nimettir. İnkâra düşmemiş ve imanını korumuş bir insanın günahları ne kadar çok olursa olsun, Allah’ın sonsuz rahmetine namzettir. Allah dilerse onu doğrudan cennetine koyabilir. Bu, Allah’ın bileceği iştir.
Yanlışlık yapan kimse elbette hesabını verecektir. Kur’an’da, zerre kadar hayır yapanın da zerre kadar kötülük yapanın da karşılığını göreceği bildirilir. Bunu bilerek kötülüklerden uzak durmaya, özellikle imanımızı korumaya büyük özen göstermeliyiz.
İmanımızı ve İslam’ımızı kaybetmemeli, onlara sahip çıkmalıyız. Müslüman olarak yaşamalı ve kâmil bir mümin olarak ölmeye çalışmalıyız. Bunun için bu konuları her zaman hatırımızda tutmalı ve imanımıza zarar veren söz ve davranışlardan sakınmalıyız.
Allah’a emanet olun. Hoşça kalın.
Kur'ân-ı Kerîm
Âyet-i Kerîmeler
وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
Düğümlere üfleyenlerin (büyücülerin) şerrinden (Allah'a sığınırım).
وَلَوْلَا إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَاءَ اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ
Bağına girdiğinde “Mâşâallah! Kuvvet ancak Allah'ındır” deseydin ya!
وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَٰذَا حَلَالٌ وَهَٰذَا حَرَامٌ
Dillerinizin yalan yere nitelemesiyle “Bu helaldir, bu haramdır” demeyin.
Kur'ân-ı Kerîm
Âyet-i Kerîmeler (devam)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının.
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ
Andolsun, Allah'ın Resûlü'nde sizin için güzel bir örnek vardır.
لَا يُسْأَلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْأَلُونَ
O, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar (kullar) ise sorguya çekilirler.
Kur'ân-ı Kerîm
Âyet-i Kerîmeler (devam)
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Yer üzerindeki her şey fânidir. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalır.
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görür; kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onu görür.
Sünnet-i Seniyye
Hadîs-i Şerîf
الْعَيْنُ حَقٌّ
Nazar (göz değmesi) haktır. — Etki, ancak Allah'ın izniyledir; bağımsız bir güç değildir.
Buhârî, Tıb, 36; Müslim, Selâm, 41-42 — Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten.أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
Allah'ın eksiksiz kelimelerine, yarattıklarının şerrinden sığınırım.
Müslim, Zikir, 54-55 — Havle bint Hakîm radıyallâhu anhâ'dan.إِنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ عَنْ أُمَّتِي مَا حَدَّثَتْ بِهِ أَنْفُسَهَا مَا لَمْ تَعْمَلْ أَوْ تَتَكَلَّمْ
Allah, ümmetimin, yapmadıkça veya söylemedikçe içlerinden geçirdikleri (düşünceleri) affetmiştir.
Buhârî, Eymân, 15; Müslim, Îmân, 201-202 — Ebû Hüreyre radıyallâhu anh'ten.Sözlük
Derste Geçen Kavramlar
Sözlük
Derste Geçen Kavramlar (devam)
وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
“Duamızın sonu, âlemlerin Rabbi Allah'a hamd etmektir.”
Hayat Dersleri · Sekizinci Ders
Hayat Dersleri
Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit Hocaefendi'nin sohbetlerinden derlenmiştir.
Editör
Furkan Mahmut Tameroğlu
← → ile sayfaları çevirin
